DOĞUMDA BAKILAN UMBİLİKAL KORDON KAN GAZI DEĞERLERİNİN ÖNEMİ

Ali BENİAN, Seyfettin ULUDAĞ, Alev ATIŞ, Murat GÖK, Rıza MADAZLI
385 82

Öz


Background and Design.- Analysis of umbilical cord blood acid-base status at birth could give some information about the fetal intrapartal condition retrospectively. Normally umbilical cord arterial blood reflects fetal acid-base balance and umbilical cord venous blood reflects a combination of maternal acid-base status and placental function. In this study we aimed to demonstrate the relationship between the umbilical cord gas parameters and fetal well-being as well as to assess the usefulness of routine umbilical cord blood sampling. During a 12-month period we made the umbilical cord arterial and venous blood gas analysis of 199 healthy pregnant women between the 37th and 42nd week of gestation. During the trial all samples were taken by the same trained midewife and nurse. Immediately after each birth, the umbilical cord was clamped twice about 10 cm apart.Blood was taken first from the artery and from the vein using preheparinised syringes. Analysis was achieved within 30 minutes of delivery. Tracings indicative of fetal acidosis were defined as persistent late decelerations and severe variable decelerations (heart rate dropping to <70 beats/min and lasting >60 seconds).

Results.- We classified the deliveries as normal (head or breech presentation with or without induction) and operative (Cesarean section, vacuum and forceps deliveries) to compare the fetal blood parameters. Each group was evaluated for the existence of intra-uterine growth retardation and fetal weight at delivery separately. Umbilical cord arterial pH, PO2 and venous pH, pCO2, pO2 difference between normal deliveries and operative deliveries done for fetal distress were statistically significant (p<0.05).

Conclusion.- We conclude that umbilical cord blood pH and gases should be obtained only in cases of high risk pregnancies and in depressed newborns so that the diagnosis of neonatal asphyxia could be excluded in 80% of the cases.

   Doğum sırasında alınan umbilikal kordon kanı fetal asit-baz dengesinin objektif bir göstergesidir1 ve fetusun doğuma verdiği cevap olarak da kabul edilmektedir.2 Umbilikal ven normalde oksijenden zengin kanı fetusa götürürken, her iki umbilikal arter de fetusden gelen kirli kanı plasentaya taşımaktadır. Umbilikal arterde pO2 ve pH daha düşük iken, pCO2 umbilikal vene oranla daha yüksek düzeydir, Fetusun dokularında oluşan karbondioksidin utero-plasenter dolaşım yoluyla atılamadığı durumlarda karbondioksit parsiyel basıncı yükselmekte ve respiratuar asidoz gelişmektedir. Fetal dokuların yetersiz oksijenizasyonu durumunda, glukoz kullanımı için anaerobik yolun aktive edilmesi sonucu laktik asid birikimi ve metabolik asidoz gelişimi oluşmaktadır. Doğum eylemi esnasında utero-plasenter dolaşımda gaz geçişini etkileyen faktörlerde, ve bunların ağırlığına göre umbilikal kordon kan gazı parametrelerinde değişimler ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar alınması ve çalışması kolay olsa da umbilikal kordon kan parametreleri neonatal morbidite, apgar skoru ve fetusun uzun süreli gelişimiyle bir korelasyon göstermediği ileri sürülmektedir.3 Ayrıca günümüzde, umbilikal kordon kan gazı parametreleri eşik değerleri hakkında tartışmalar bulunduğu gibi, herkes tarafından kabul edilen bir asidoz sınırı da bulunmamaktadır. Bazı çalışmacılar 7.20 pH.nın altındaki değerleri asidoz kabul ederlerken4 bazıları da 7.00 ve altını asidoz olarak kabul etmektedirler.5

   Çalışmamızda, doğum şekli ve fetus ile ilgili faktörlerin doğumun hemen sonrasında alınan kordon kan gazı parametreleri üzerine olabilecek etkileri incelendi. Elde edilen bilgilerin, retrospektif olarak doğumun yönetimi üzerine ve neonatal yaklaşıma hangi ölçüde katkı sağlayabileceği araştırılarak, rutin kan gazı alınmasının yararlı olup olmadığını irdeledik.

* Anahtar Kelimeler: Umbilikal kordon, fetal kan gazı, fetal distress, asfiksi, asidoz

* Key words: Umbilical cord, fetal blood gas, fetal distress, asphyxia,acidosis


Tam metin:

PDF